load
header top
Header center logo
icon

İletişime geçin

0 555 800 05 28

Atık Cihazlarla Giden Güvenliğimiz

Yazar: Prof.Dr. İzzet Gökhan ÖZBİLGİN

Bilişim sektörünün baş döndürücü hızı ile her gün yeni ürünler piyasaya sürülmekte, hayatımıza “daha akıllı hale” girmektedir. Bu durum elektronik ürünlerimizi ekonomik ömürleri dolmadan değiştirmemize, hızlı bir tüketime sebebiyet vermektedir. Cep telefonlarımızın, tabletlerimizin hatta evimizdeki televizyonlarımızın değişim hızını düşünsenize… Bu durum çevreci bilişim, daha da özelde e-atıklar açısından büyük önem teşkil etmektedir. Çevreci bilişim denildiğinde aklımıza “3R” kavramı, yani kaynağı azaltmak (Reduce), yeniden kullanmak (Reuse) ve geri dönüştürmek (Recycle) gelmektedir. Peki, bu süreçleri yerine getirirken bilgi güvenliğini ne derece ele alıyoruz? Özellikle e-atık ve geri dönüşüm sürecinde güvenliğin ne kadar kritik olduğunu biliyor muyuz?

2014 yılında hazırlanan Birleşmiş Milletler e-atık izleme raporuna göre dünyada yıllık yaklaşık 42 milyon ton e-atık ortaya çıkmıştır. Raporda en fazla e-atık üreten ülkeler sırasıyla ABD (7 milyon ton), Çin (6 milyon ton) ve Japonya (2,2 milyon ton) şeklinde yer alırken Türkiye 503 bin ton ile dünya sıralamasında 17. sıradadır. Türkiye’de ise kişi başı yıllık 6,5 kg e-atık üretiliyor. Geri dönüşüm oranlarına bakacak olursak dünyada en iyi geri dönüşüm oranı %62,6 ile İsveç’tedir. Bu oran ABD’de %14, Çin’de % 21, Japonya’da % 23’tür. Türkiye’de ise yaklaşık yüzde 5’tir.

Atık cihazların içinde giden en değerli varlığımız ise bilgi… Bilgi güvenliğinin çok önemli olduğu zamanımızda e-atıkların da bu kapsamda ele alınması ve uygun süreçlerin geliştirilmesi bir zorunluluktur. Özellikle bu atıkların doğru şekilde imha edilmesi çok kritiktir. Örneğin akıllı cihazlarımızdaki kendimize veya kurumumuza ait özel bilgileri ne kadar yok edebiliyor, gizli veya kişisel verilerimizi ne kadar erişilmez hâlâ getiriyoruz? Hurdaya çıkarılmış veya geri dönüşüm amacıyla toplamış elektronik cihazlara ilişkin dünyada yaşanmış güvenlik açıklıklarına ilişkin birçok örnek olay bulunmaktadır. Hatta bazı hurdacılıktan e-atık toplamaya geçen firmalar, gerekli altyapıları olmadığından topladıkları e-atıkları yurt dışına ikinci el satışı olarak göndermeyi tercih etmişlerdir.

E-atık ve güvenlik ile ilgili olarak en başta kişi ve kurumların bu konudaki farkındalık düzeyinin arttırılması gerekmektedir. Kurumların hazırlayacakları imha yönergelerinde; süreci çok açık tanımlamaları, yapılacak bilgi sınıflandırmasına göre donanımların nasıl imha edileceğinin veya teslim edileceğinin belirtilmesi gerekmektedir. Çok kritik cihazlar yalnızca formatla değil, özel bir programla silindikten sonra kırıcılarla tekrar kullanılmaz hale getirilmelidir.

Ülkemizde bu konuda çalışmalar yapılmaktadır. Fakat özellikle akıllı cihazların artan çeşitliliği ve tuttukları kişisel bilgilerden dolayı bu konu her geçen gün daha kritik hale gelmektedir. Bununla ilgili gerekli önlemler alınmalı, bir devlet politikası oluşturulmalıdır. Ülkemizde de çığ gibi büyüyen e-atıkların güvenli şekilde toplanması, yok etme ve geri dönüşümü bir sektör haline dönüşmelidir.